Ana Sayfa » Napoleon: Total War » III. Selim Han’ın Rüyası ve Napoleon’un Mısır Seferi

III. Selim Han’ın Rüyası ve Napoleon’un Mısır Seferi

 

Napoleon Total War’ın çıkmasına çok az bir vakit kaldı. İnceleme hazır sayılır. Fakat incelemeden önce size heyecanlı bir hikaye sunmak istedik. Bu bir gelenek haline gelsin istiyoruz. Empire: Total War çıkmadan önce gene böyle bir yazı yazmıştık. Bu sefer daha güzel ve daha uzun oldu. Hatta bu yazı içerisinden çıkarılacak dersler var. Yazının teması Napoleon’un Mısır seferi ve sefer sonucunun III. Selim Han üzerindeki etkisidir. Ayrıca bu hikaye ile ülkede bir ilki gerçekleştiriyoruz. Napoleon: Total War Multiplayer Egypt Campaign bölümünü oynayan ilk site oluyoruz! Hikayemiz zaten bu denemenin bir ürünüdür. Bu hikayenin teknik kısımlarını ve Egypt Campaign’de Osmanlı nasıl oynanır bilgisini ilerleyen günlerde yayınlanacak olan incelememizde bulabileceksiniz.

Not: Türkiye’nin bu çirkef ve namussuz oyun sektöründe oyuncuların bazı değerleri unutmaması için yazılmış olan bu yazıdaki kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Yaşanan olayların ise gerçek tarihle alakası yoktur!

III. Selim Han’ın Rüyası

Sultan Yabgu III. Selim Han, manidar vefatı öncesi ne güzel yönetti bu toprakları. Edebi yaşayıp etrafına adap, erkan ve en önemlisi nizamı (!) yaydı. Yüce Han’ımızın Akka muharebesinin ertesi günü 22 Mayıs 1799 gecesi uykuya daldı ve rüyasında çok ilginç şeyler gördü. Rüyası çok dile gelmedi, bazıları için bir mana taşımıyordu ama O farklı düşünüyordu… Saltanatı dönemi Ankara Karaman eyaletine bağlı Kayseri kazası Develi’nin kurucusu Dev Ali soyundan gelen ve saraydan çocukluk arkadaşı olan Çilli Mükremin Bey’e bu rüyasını anlatmıştır. Rüyanın ise bu günlere gelmesi gene Dev Ali torunlarından II. Abdülhamit’in vefat etmeden son kez yanına aldığı 13 yaverinden biri olan İmad Ömer Bey’in kaleme aldığı günlüğünün vesilesi ile olmuştur.

Rüyasını neden Mükremin Bey’e anlattı, ne zaman anlattı bilinmiyor. Yıllar sonra Ömer Bey ise bu rüyayı neden günlüğüne yazdığı ise aynı şekilde meçhuldür. Bunlar bir sır olsa da kader vesilesiyle 3. kuşaktan Ömer Bey’in torunu olan ben size bu rüyayı farklı bir tarzda aktaracağım. Çıkarılacak dersler ve büyük manalar içeren bu yazıyı iyi okuyun. Atalarınıza biat edin, onları yad edin…

İskenderiye Feneri Müşkülat İçinde

Akka önünde yenilgiye uğrayan Napoleon ve ordusunu bu topraklardan defetme planları için sabahki divanda yorulan III. Selim Han çok bitkin düşmüştür. Alınan zaferin ve kurulmasına vesile olan Nizam-ı Cedit ordusunun başarısı Han’ı çok etkilemiştir. Gece uykuya dalar, birkaç saat sonra terli ve nefes nefese uyanır. Rüyasında İskenderiye Fenerinin yıkıldığını ve yıkılırken büyük patlamaların olduğunu görür. Ancak rüya bu kadar kısa değildir, bu sahne rüyasında yüzlerce kez tekrar etmiştir.

Oysa İskenderiye Feneri yüzyıllar önce yıkılmış, kalıntısına bile zor rastlanan bir yapıdır. III. Selim Han fenerin varlığını Mihrişah Valide Sultan’dan, annesinden öğrenmiştir. Kendisi ile edebiyat üzerine konuştukları gibi tarihi de tartışırlarmış. III. Selim “Napoleon yenildi, ordusu güçsüz.” der ve bu rüyanın çaresine kuşlukta bakarız diyip destur çekip tekrar uykusuna döner…

Kahire’nin Anahtarları Antakya’da

Napoleon komutasındaki küffar Fransız ordusu 1798 Temmuz ayı başında İskenderiye, Demenhur ve Mahalle El Kübra şehirlerini kirletmiştir. Napoleon kurnazdır, birçok savaş görmüştür ve nice büyük orduları dize getirmiştir. Fransa Kahire’yi istiyordu, Osmanlı’nın hışmına uğramamak için başına buyruk işler yapan “Memlük beyleri ile görülecek hesabım” var diyordu Napoleon. Yöre halkı gibi giyinip Fransızların ele geçirdiği şehirleri gezip Müslüman dostuyuz diye insanları kandırıyordu. Bu şekilde halkın gözüne perde çeken Napoleon yanında getirdiği bilim adamları ile etrafı talan ediyordu. Aynı stratejiyi sürdüren Napoleon’un Kahire seferi öncesi hazırlatmış olduğu Arapça bir beyannameyi halka duyurdu.

Beyannamede şöyle diyordu:

“Kafkas dağlarından ve Gürcistan’dan getirilmiş olan Memlükler, dünyanın en güzel yerini çoktan beridir zulüm altında tutuyorlar. Fakat her şeye kadir olan Allah artık bu hükümdarlığın son bulmasını emretti.

Ey Mısırlılar! Size, benim buraya dininizi yıkmak için geldiğim söylenecektir. Bu açık bir yalandır, inanmayınız. Zalimlere benim buraya gasp edilmiş haklarınızı iade için geldiğimi, Allah’a Memlükler’den daha fazla inandığımı ve Hazreti Muhammed ile hayranlığımı celbeden Kur’an-ı Kerim’e hürmetkar olduğumu söyleyiniz. Nerede verimli arazi, kıymetli elbiseler, güzel esirler ve mükemmel evler varsa, hepsi Memlükler’e ait. Eğer Mısır onların çiftliği ise Allah’ın bunu onlara verdiğine dair tapu senetlerini göstersinler. Allah adildir ve merhametlidir. Bundan böyle herkes idareye ortak olacak ve mutlu şekilde yaşayacak.

Ey şeyhler, imamlar ve diğer önde gelenler! Halka Fransızların da hakiki Müslüman olduklarını ve Osmanlıların şevketli padişahı ile her zaman dost bulunduklarını söyleyiniz. Amacımız, padişaha asi olan Memlükler’i ezmektir. Bize hemen destek verecek olanlar müsterih bulunsunlar. Fakat Memlükler’e katılacak olanların vay haline! Onlar için hiçbir selamet yoktur ve dünyadan izleri silinecektir”

Oysa biz değil miydik gölgemizle ülkesini yıkılmanın eşiğinden döndüren, Fransız ihtilalı sonrası iletişimi sekteye uğratmayan ve yıllarca dostane tavrını koruyan biz değil miydik bire densiz? III. Selim Han’ın emri ile Antakya’da oluşturulacak Nizam-ı Cedit ordusu Mısır’a gidecek ve Fransa İslam coğrafyasından men edilecekti.

Kahire Yanıyor

Kahire’nin Osmanlı valisi Ebubekir Paşa emri ile Memlük beyleri Murad ve İbrahim Bey’i Napleon’u karşılamak için hazırlanmalarını istedi. Hazırlık bitti ve ordu hızlıca yokla çıktı. Napoleon piramitler ve Kahire arası eşit bir uzaklıkta karşılandı. “Taraflar sayıca eşit idi. Memlük ordusu daha önce yabancı oldukları savaş düzenine karşı koyamadı ve teçhizat olarak üstün olan Fransız ordusuna yenildi“ bilgisi Ebubekir Paşa’ya ulatış. Bunun üzerine resmen Osmanlı İmparatorluğu Fransa’ya savaş ilan etti. “Kahire’nin düşüşü ardından saraya gelen İngiliz elçisi direk huzurumda müttefiklik teklifini bana sundu”. “Öneriyi tartıp kabul ettik”.

Osmanlı ordusu hazırlıklara başladı. Tüm Orta Doğu eyaletlerinden yöresel kuvvetler toplanıyordu. Ama bu kara bulutları Nizam-ı Cedit dağıtacaktı. Bölge orduları toplanırken ünlü düşünür ve alimler bir araya gelip ordunun güçlenmesi için katkıda bulundular. Antakya’dan gün aşırı Nizam-ı Cedit orduları yola çıkıyordu, buluşma noktası Kudüs idi. Aynı şekilde Şam ve Akka’dan da yöresel kuvvetler Kudüs’e hareket ediyordu.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın Azrail ile Dostluğu

İlk düzenli ordu Kudüs’e varınca bölgedeki iki paşadan biri olan Mehmed Ali Paşa bir donanma ile İskenderiye’ye çıkıp Mısır içlerine ilerleyen Fransız ordusunun boş bıraktığı Kahire sırtlarını ele geçirmeyi planlıyordu. Fransızlar ise şuursuzca Mısır içlerine doğru ilerliyordu. Bu sıra bedeviler yapılacak ölüm seferine katılmayacaklarını, özellikle çok uzak oldukları gemilere çıkmayacaklarını ilettiler. Mehmet Ali Paşa’nın kurmayları bedevilerle aynı görüşte olan bazı yöresel kuvvetler var diyerek Paşa’nın işine karıştılar. Mehmed Ali Paşa ise “Adımını bana göre ayarlamayan, bundan böyle benimle yürümeyecek!” diyerek bu boş tartışmaya son verdi.

Donanma yola çıkmaya hazırdı. Gemilere son yüklemler yapılırken müttefik İngiltere’nin Fransız donanmasını yaktığını ve Demenhur şehrini Fransızlardan aldığını bilgisi Mehmed Ali Paşa’ya ulaştı. Şevke gelen Paşa ve ordusu denize açıldı. Paşa aslında kaygılıydı, kendisi ölmekten korkmuyordu. Fakat İngilizlerin elinden kaçırdığı bir Fransız gemisi karşılarına çıkarsa stratejisi bozulabilirdi.

Mehmed Ali Paşa, İskenderiye kıyılarına yakaştığı sıra bir ajanını İskenderiye’ye yolladığını ve şehirlerin bomboş olduğunu bu ajandan gelen güvercin vesilesi ile ordusuna açıkladı. Yüzler gülüyordu. Birkaç saat sonra karaya çıkıldı. Şehirlerin boş olduğunu öğrendikleri için rahatlardı, kıyıya konuşlandılar, çadır kurdular. Ancak Tilki Napoleon Mısır içlerine kendi yürümemişti… Önden Louis Desaix gidiyordu. Napoleon büyük çoğunluğu süvarilerden oluşan ordusu ile hızlıca İskenderiye kıyılarına geri dönüyordu.

Aksilikler bununla bitmiyor, İngiliz donanması elinden kurtulan bir Fransız gemisi Paşa ve ordusunu taşıyan gemiye saldırıyordu. Herkes hüsran içindeydi fakat Tunuslu Nail Efendi korkusuz manevraları ile Fransız gemisine iyi karşılık veriyordu. Gemiler yaklaşınca Nail Efendi çıkartıp misket tabancasını ateşliyordu, yanındaki leventler “Kurşun bu; emirle hareket etmez, söz dinlemez, bunun ayarı olmaz.” eğilin diye bağırıyorlardı. Deli Nail bu, dinler mi? Uzun saatler sonucu süren top atışları sonucu Fransız gemisi sulara gömüldü.

İslam Kan Ağlıyor

İskenderiye hem kara hem denizde büyük hareketlilik yaşıyordu. Tilki Napoleon’un tuzağına düşülmüştü. Deniz yolu ilerleyen saatlerde tekrar açılsa da uzak topraklarda kıyamet kopuyordu. Fransız ajanların ve diplomatların günler önce diktiği nifak tohumları Kahire önlerinde Murad ve İbrahim Bey’ler ölünce meyve vermişti. Osmanlı’nın bundan haberi yoktu. Bedeviler Fransızlarla saldırmazlık anlaşması yapmış ve bunun karşılığında Memlükler’den arta kalan birkaç toprak parçası için yıllarca huzur içerisinde yaşadığı, ekmeğini yediği Osmanlı İmparatorluğu’na ihanet etmişler. Memlük Beyleri ise Bedevilere nazaran daha büyük bir pay alarak savaştan sıyrılmışlar. Buralardaki hikâyeler 1000 yıldır aynı galiba…

Deli Nail’in gemisi ile Napoleon gelmeden, İskenderiye kıyısından cenk etmeden ayrılan Mehmed Ali Paşa’nın ordusu Akka’ya doğru yelken açtı. Ancak bu süre içerisinde gene ajanın sayesinde aldığı haber üzerine Ariş’e çıktı. Birkaç saat önce yapılan beklenmeyen muharebe sonucu Ariş hain Memlük Beyleri elinden alınmıştı. Kahraman Ahmet Paşa’nın yöresel kuvvetlerle alduğı bu büyük zafer tarihe geçecek türdendi. Mehmed Ali ve Ahmet Paşa Ariş sarayında bir araya geldiler. Karşılıklı konuşmalarında geçen sözler çok etkileyicidir.

Mehmed Ali Paşa: Ahmet Paşam dışarıdakiyle mücadele etmek kolay da içerdeki ihanetin verdiği zararla mücadele etmek çok zor.

Ahmet Paşa: Öyle öyle, herkesin bizi bir araya getireni hatırlaması lazım. Allahü teâlâ’yı aklından çıkaranlar büyük gaflet içindeler. Osmanlı buradan elini ayanı çekerse ne olur düşünemiyorum.

Mehmed Ali Paşa: Durum ne imiş, konuşan oldu mu?

Ahmet Paşa: Napoleon Fayyum, Minye ve Beni Süveyf’i geri Memlüklere vermiş! Böylece büyük ihanet gerçekleşmiş. Hatta densiz bir Memlük Beyi ölürken “Sen hiç kovanı bulan ayının bir yere gittiğini gördün mü?” diye bağırıyordu. Peki bunlar ihanet etti, ya ordumuz Fransa, Memlük ve Bedeviler arasında kalınca…

Mehmed Ali Paşa: Dur orada, Paşa devam etme. Benim adamlarım hata yaparlar, ihanet asla! Hilal-i Ahmer altında savaşanlar ne yapacağını bilir.

Ahmet Paşa: Paşam doğru dersin ama çok delikanlılık iyi değil, sen hiç mezar taşına delikanlı yazıldığını gördün mü?

Mehmed Ali Paşa: Ne olursa olsun Allah’ım şahidimdir ki yerle gök birleşse arada kalmam. Davam için sıyrılır çıkarım. Kim ne yapacaksa yapsın…

Kudüs Kana Bulandı

Ariş’in ele geçmesinden iki gün sonra büyük bir Bedevi ordusu Ürdün’den yola çıkar, Kudüs’e saldırıp az sayıdaki Osmanlı askerini kılıçtan geçirir. Ariş’e gelen “Kudüs kana bulandı” haberini alan Ahmet Paşa Kudüs’e tez sefer düzenler. Atı üzerinde “Bunlara masum yok, mazlum yok! Bunlara vicdan yok, namus yok! “ sözünü söyleyerek içindeki kini büyütür. O sıra bir gün önce Kahire’ye yönelen Mehmed Ali Paşa ZaGazi ile Ariş sınırına varınca iyi haberi alır. Napoleon gösterişsiz bir gemi ile Fransa’ya doğru yelken açmış, kaçmıştır. Bunun nedeni ise Ariş’in fethi ile galeyana gelip isyan eden Müslüman halk imiş. Napoleon isyan sonucu Mansure ve Mahalle El Kübra gibi şehirleri kaybetmiş. Bu da İskenderiye ve Kahire’nin yakında düşeceği manasına geliyor. “Kimse hakikati değiştiremez. Tilki kuyruğunu kıstırıp kaçmış” diyen Mehmed Ali Paşa ve ordusu Kahire yoluna devam ederler….

Kuşluk vakti Kudüs’e varan Ahmet Paşa ise bir tane Bedeviyi canlı koymaz ve öğleye doğru bu kıyım haberi Ürdün’e varır. Bedeviler bu olay üzerine Ahmet Paşa’ya “Deve Kasabı” manasına gelen Cezzar lakabını takarlar…

Napoleon’un amacı bizi kendine çekmekti. Hatta çekmeyi başardı, fakat çıkardığı şer eline gözüne dolaştı. Fitne fesat onu hakladı. Ne yazık ki olan gene Müslüman mazl hakla oldu. Halk büyük zarar gördü. Yıllarca sırt sırta savaşanlar birbirine düştü.

Büyük İskender Kahire’ye Yürüyor

Ömer Bey günlüğüne rüyanın Ahmet Paşa’nın Cezzar lakabı alması ile bitmediğini not etmiş. 3. Selim Han uykusundan gene terli ve nefes nefese bir şekilde uyanmış. Büyük İskender’in bugünkü Kahire bölgesinde gezdiğini ve kaşlarını çatarak atını şaha kaldırdığını görmüş. Kendisi ise atın ayakları altında ezileceğini sanarak uyanmış. Uyandıktan sonra bir daha uyumamış, tekrar destur almış ve sabah namazı için abdest almaya gitmiş. Rüya hakkındaki son cümlede böylece bitmiş oluyor.

Ben halen bu rüyanın tabirini yapamadım. Sizce nedir? Aslında ben ne olduğunu kestirdim sanki. Sizin tahminlerinizi merak ediyorum. Rüyada anlatılmak istenen, işaret edilen olay nedir, delalet edilen olay nedir?

URL: http://www.totalwar-turkiye.com/?p=2823

Kategori . 17 Şubat 2010. Kategori Napoleon: Total War. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

3 Yorum - “III. Selim Han’ın Rüyası ve Napoleon’un Mısır Seferi”

  1. [...]  III. Selim Han’ın Rüyası ve Napoleon’un Mısır Seferi adlı yazı (AAR) sayfasına geçiş yapmalı ve yazıyı baştan aşağı hiç bir noktasını atlamadan okumalısınız. [...]

  2. Biraz zor olmuş sanki

  3. [...] War yarışması sona erdi. Yarışmaya yaklaşık 100 kişi katıldı. Katılımcılar “III. Selim Han’ın Rüyası ve Napoleon’un Mısır Seferi” hikayesini sabırla okudular ve hikaye sonundaki soruya cevap verdiler. Teşekkür [...]

Yorum yaz

VIDEOLAR




© 2012 Total War Türkiye. Tüm hakları saklıdır. -

Intel Core

         
----SEGA----PEGI 16+----Total War----Creative Assembly----Creative Assembly----