Feodaliteden İmparatorluğa : Fransa (Hikaye) 11.Bölüm Yayınlandı !

  • 136 Yanıt
  • 22109 Gösterim

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

BÖLÜMLER ;

Spoiler
[close]

Bu müziği dinleyerek okumanızı tavsiye ederim, ben daha az savaş ağırlıklı oynadığım için slow bir müzik koydum ;  tbr*


FEODALİTEDEN İMPARATORLUĞA : FRANSA

1.BÖLÜM


 Yıl 1070, İslam'ın İberya ve Anadolu üzerinden Avrupa'ya ilerleyişi tüm Hristiyan dünyasında paniğe yol açmış ve bu durumdan birbirlerini sorumlu tutan Katolik ve Ortodoks camiası birlik olacakları yerde daha da düşman kesilmişdir. 1071 yılında Türkler'in  Bizans İmparatorluğu'nu feci bir şekilde mağlup edip Anadolu'yu kesin olarak ele geçirmesi bu durumu daha da körüklemiş ve bilinen Dünya'yı felakete götürecek olaylar zincirini başlatmıştır. Evet, 1071 yılında başlayan bir savaş tüm Dünya'yı sarmış ve tüm uluslar/devletler istese de istemese de bu savaşa katılmak ve savaşmak durumuna gelmişlerdir, 7 yıl süren bu savaş nihayetinde tüm ulusların savaşmaktan bitkin düşmelerinden dolayı bitmiştir ve 1078 yılına gelinmiştir. Savaş bitmiştir bitmesine de bu savaş sonucunda dünya harap ve bitap bir yere dönüşmüş tüm devletler bölünmüş, tüm uluslar birlik ve beraberliğini kaybetmiştir ve bu da tarihe "feodalizm" olarak geçmiştir. Tabi ki Fransa ve Fransızlar'da istisna değildir.



Kral Philip doğduğunda Fransa Krallığı yoktu. Babası Paris Kontu idi ve Fransızlar ; Paris Kontluğu, Rheims Kontluğu, Rennes Kontluğu, Dijon Kontluğu, Bordoeux Kontluğu, Marseille Kontluğu, Tolouse Kontluğu ve Angers Kontluğu olarak birbirinden bağımsız derebeylikler olarak yaşıyorlardı. Babası öldüğünde doğal olarak Paris Kontu oldu ve hayali birleşik, güçlü bir Fransa Krallığı idi. Ve tabiki bu hayalini gerçekleştirmek için yıllarca mücadele etti, savaşlar yaptı sonunda Paris dahil olmak üzere Rheims, Tolouse, Angers, Marseille'yi fethederek Fransa Krallığı'nı ilan etti. Fakat Bordoeux, Rennes ve Dijon Kontlukları Philip'i tanımayarak açıkca meydan okudu. İşte bu olaylarla beraber 1080 yılına gelinmiştir.



1080 yılında Fransa toprakları.



Prens Louis, Kral'ın ilk ve en büyük oğludur. Diğer kardeşleri daha çok küçük olduğundan şimdilik tek varis odur. Babası onun askeri alandaki yeteneğini küçük yaşta anlamış ve onu Tolouse kalesine yollayarak orda iyi bir eğitim almasını sağlamıştır.







Kralın en iyi generalleri Raoulet ve Guillemot Kral Philip'in çocukluk arkadaşları ve bu ülkeyi beraber kurduğu en sadık dostlarıdır. Perrin ise Kral'ın oğlu gibidir, Perrin'in babası Philip'in en yakın danışmanıydı ve bir sefer sırasında hastalanıp ölmüştür. Bu yüzden Kral onu oğlundan ayırmıyordu.

Güneşli bir sabahta Kral yatağından kalktı ve balkona çıkıp Paris'e bir baktı. " Bu halk, daha iyisini hak ediyor." diye düşündü. Ve artık hareket vakti gelmişti ölmeden önce tüm Fransa'yı birleştirmeliydi, bunun için önünde Dijon, Bordoeux ve Rennes engelleri vardı ama onları mağlup edip Fransa'yı birleştirebilecek güce sahipti ve en azından oğluna güçlü bir Fransa bırakmak istiyordu.
Uşağına seslendi;
- Casus Aubert'i çağırın onunla çok acil görüşmeliyim hemde çok acil!

Casusu beklerken General Raoulet'e, Dijon'un bir an önce alınması gerektiği hakkında bir mektup yazdı. Mektubunu bitirdiği sırada Casus Auber geldi.

- Buyrun Kralım, beni çağırmışsınız.

-Evet Aubert, yıllardır seninle çalışıyorum, telaş etme sana vereceğim görev çok kolay ; sadece gidip Dijon'un askeri kaynaklarını öğrenmeni istiyorum.

Aubert için bebek oyuncağıydı bu iş ve yola koyuldu.

Bu sırada Kral Philip tekrar mektup yazmaya başladı, bu sefer Bordoeux'un alınması gerektiği ile ilgili olan mektubu oğlu Prens Louis'e gönderecekti. Ve iki mektubu da hazırlayıp bir ulak vasıtasıyla gönderdi.
Kral düşündü "Diplomatik faaliyetlerde de bulunmalıyız" dedi. Kızı Constance ve diğer iki diplomatını çağırttırdı.



Prenses Constance, Kral'ın biricik ve çok sevdiği kızıydı ve artık 19 yaşına gelmişti, bir kızdan çok artık yetişkin bayan olmuştu, onun da evlenme vakti geliyordu yavaş yavaş ama şimdilik gidip Cermen İmparatoru ile görüşmeliydi.

-Buyurun sayın babacığım beni çağırtmışsınız, bir arzunuz mu olacaktı ?

-Evet kızım, hani sen hep derdin ya, gezmek istiyorum, başka bir ülkeye seyahat etmek istiyorum diye ve şimdi sana bir şans veriyorum. Gidip Cermen İmparatoru ile görüşmeni istiyorum, onlarla dost olmamız bizim açımızdan çok iyi olacaktır.

-Tabiki babacığım seve seve ! der ve yola çıkmak için hazırlanır.

Bu sırada diplomatlar da kralın huzuruna gelir.

-Buyrun sayın Kralımız, bizi çağırmışsınız.

-Evet, Casin senden gidip Danimarka Kralı ile görüşmeni istiyorum ve sende de İberya'ya gidip İspanya ve Portekiz ile görüşmeni istiyorum Gawain.

-Emriniz olur sayın Kralımız, bu görev bizim için onurdur. derler ve her an hazır oldukları için hemen yola çıkarlar.





Kral'ın aklına bir de din gelir tabiki, Fransa katolik bir ülkeydi ve Philip her ne kadar Papa'dan haz etmese de onunla iyi geçinmeye çalışırdı. Bir ara kulağına Tolouse'da bazı paganist eylemler düşünceler olduğuna dair dedikodular gelmişti, bunun için baş rahip diğer bir değişle Kardinal Etienne'i Tolouse'a gitmesi ve bu dedikoduların gerçeklik payını araştırması için görevlendirdi.





Akşam olduğunda krala bir mektup gelir, mektup oğlu Louis'den gelmiştir. Satırlarda şunlar yazıyordur ;

"Sayın Babacığım ve Saygı Değer Kralım,
Küçük yaşta Tolouse'a geldiğim günden beri yanımda olan ve barbarların Tolouse'u bastığı zaman hayatımı kurtaran aynı zamanda öğretmenlerimiz tarafından çok iyi bir yönetim zekası olduğu söylenen, sadık dostum Blanchet Philibert'in asil kraliyet ailemizin mensubu olmasına izin verir misiniz ?

Prens Louis"


Kralda Blanchet'in babasını tanıyordu, onun babası Fransa Krallığı'nı kurarken şövalyelerin başıydı ve çok sadık bir insandı, bu yüzden Blanchet'e ve aynı zamanda oğluna güvendi ve bu isteğini kabul etti.

Ve akşam olmuştu kral yemeğini yiyip, yatağına uzandı ve derin düşüncelerle uykuya daldı...

BÖLÜM SONU

Arkadaşlar lütfen bir yorumu esirgemeyin  tebessum* eleştirilere açığım hatalarımı söyleyin ki düzelteyim.
« Son Düzenleme: 04 Şubat 2012, 16:42:57 Gönderen: Belirsiz »

*

Çevrimdışı 470emre

  • ***
  • 1589
  • Egomuz yoktur bizim, ama bünyemiz alerjiktir
Güzel olmuş tebrikler  tbr* Fakat başlığı ve 1. bölüm yazısının metin boyutunu arttırırsan iyi olur birde ilk resimi bence ortalamalısın  tebessum*
Günümüz siyaseti hayvanlara göre düzenlenmiştir. Hayvanlarla iletişim kurmanın iki yolu vardır: kandırmak ve korkutmak."

Hakan Günday

Güzel olmuş tebrikler  tbr* Fakat başlığı ve 1. bölüm yazısının metin boyutunu arttırırsan iyi olur birde ilk resimi bence ortalamalısın  tebessum*
söylediklerini yaptım teşekkürler tbr*

*

Çevrimdışı ByLurtz

  • *
  • 2002
  • Facebook sayfamıza bekleriz.
    • http://i.hizliresim.com/E3QO6v.png
Çok güzel bi  bölüm olmuş. İnşallah bırakmazsın hikayeni.  tbr*

Ionia Gaming

1 Turu 1 sayfa anlatmışsın :D

Güzel giriş +1
no

Gayet iyi olmuş takipçinim tbr*

1 Turu 1 sayfa anlatmışsın :D

Güzel giriş +1
giriş bölüm olduğu için böyle oldu, ülkeyi tanıttım, tarihini falan anlattım, anlattıkça uzadı, uzadıkça uzadı pacoz* aslında 4 tur'u anlattım ehue* her neyse bir dahaki bölümler daha savaş ağırlıklı olacak, 1-2 güne yayınlamayı düşünüyorum  tbr*

güzel olmuş takipçinim  tbr*

@Belirsiz
Sen bana bakma istediğin gibi yaz gayet iyi :D
Ama savaşsız da sıkılıyor insan yani :(
beyler :(
no

Bu müziği dinleyerek okumanızı tavsiye ederim ;


FEODALİTEDEN İMPARATORLUĞA : FRANSA


-2.BÖLÜM-

Angers Kalesi'nde sıradan bir sabahtı, askerler kalkmış antremanlarını yapıyorlar, halk sokaklara dökülmüş, hayat yeniden başlamıştı, General ve aynı zamanda Angers Eyalet valisi Guillemot de Lyon, kahvaltısını yapmış, askerlerin antrenman bölgesinde dolaşıyor ve onları izliyordu. Birden "Majeste !" diye bir ses duydu, arkasına baktığında kraliyet köşkünün bekçisini gördü.

- Majeste, İngiltere'yi temsilen bir diplomat gelmiş, sizinle görüşmek istiyor.

- Peki, onu görüşme salonuna alın, geliyorum.


General görüşme salonuna giderken düşünceliydi, acaba İngilizler ne isteyecekti ?

Salona vardığında ;

- Efendim ben İngiltere elçisi ve aynı zamanda bürokratı Laurence Bidell, sizinle İngiltere kralı William adına görüşmek istiyorum.

Uzun süren bir görüşme sonunda bir anlaşmaya varıldı, anlaşma şartları maddeler halinde bir kağıda yazıldı ve karşılıklı imzalandı ;



İngiltere ticari ortaklık istiyordu ve bunun karşılığında Fransa'ya sahip olduğu coğrafi bilgilerin bir dökümanını ve haritasını verdi. İki tarafta memnundu bu antlaşmadan, Guillemot anlaşmayı kuşkusuz kabul etti çünkü zaten daha önceden Kral Philip ona İngiltere ile ticari ilişkiler başlatmasını söylemişti, böylelikle bu iş halloldu ve üstüne birde harita bilgisi alınmıştı.

Bu arada Prenses Constance de Cermenya'ya varmıştı ve Cermen Prensi Henry ile görüşmüş ve iki ülke arasında ittifak sağlanmıştı ;



Anlaşmaya göre ittifaklık, ticari ortaklık ve iki ülke karşılıklı harita bilgisi vermişti birbirine.

Bordoeux ve Dijon'u kuşatmak için yola çıkan iki ordudan Yüzbaşı Pierre komutasındaki ordu 1 haftada Dijon'a varmış ve kuşatma altına almıştı, Yüzbaşı Gaston komutasında Bordoeux'a giden ordunun varmasına ise 1 hafta daha vardı.





Koçbaşının yapımını bitiren Yüzbaşı Pierre'nin ordusu taaruza geçmişti ;



Yüzbaşı Pierre, gerek sayıca üstünlükten gerekse düşmanın bir grup çapulcu olmasından dolayı galibiyete kesin gözüyle bakıyordu, onun için önemli olan minimum kayıpla zaferi göğüslemekti.



Koçbaşı zorlanmadan ve pek direnişle karşılaşmadan kapıya varmıştı ;



Nihayetinde uzun süren darbeler sonucunda kapı kırılmış ve Dijon ordusu paniklemişti ;



Kapının kırılmasıyla tüm güçleri ile içeri koşan Fransız askerleri kapının önünde bir grup askerin direnişi ile karşılaştı ;



Şehir merkezinde bekleyen Dijonlulara ise sur dibinden ok atan Fransız okçuları zaiyat verdirmeye çalışıyordu ;



Kapı önünde fazla direnemeyen Dijon ordusu yavaş yavaş merkeze doğru kaymaya başladı ve tabiki Fransızlar da onların peşinden merkeze ilerledi ;



Bir süre sonra düşman generali  yerde kıvranarak can verdi, bunu gören Dijon askerlerinin şevki iyice kırıldı ;



Sonunda moralleri bozulan Dijon askerleri birer birer öldürüldü ve merkez, dolayısıyla da Dijon ele geçirilmişti ;



Yüzbaşı Pierre iyi çıkarmıştı, ordusunun 3/1'den azını kaybederek Dijon'u ele geçirmişti ;



Kralın da emri doğrultusunda halka ve şehre hiçbir zarar verilmemişti ;



Kral Dijon seferinin başarılı olduğu haberini alınca çok sevindi, Philip Dijon'a çok önem veriyordu çünkü orasaı çok stratejik bir bölgeydi, hem Cermen hemde sinsi İtalyan düklerine karşı çok iyi bir üs olacaktı bu yüzden Kral, Dijon'un bir kaleye dönüştürülmesini emretti artık bir şehirden çok kale görünümünü alacaktı.

1 hafta sonra Prenses Contance, Cermen topraklarından dönmüştü ve Kral onun artık evlenmesi gerektiğini düşünüyordu, Prenses de aynı fikirdeydi ve uzun süredir sevdiği bir adam vardı ;



Gilot Le Brun, Anger valisi Guilemot de Lyon'un yeğeni idi, Prenses bu durumu babası Kral Philip'e söylediğinde, Kral bu işe çok sevinmişti, en iyi generallerinden Guilemot'un ailesinden biri ile evlenmesi Kral'ın en azından hiç şüphe etmemesine, gönül rahatlığı ile onaylamasına yol açacaktı ve iki aile akraba olacaktı, Paris'te büyük bir şölen yapıldı, tüm soylular ülkenin dört bir yanından düğüne gelmişti ;



Herkes düğünde eğleniyor, yiyip içiyor, şakalaşıyor, kahkahalar ile ortam inliyordu ama Kral Philip o gece suskundu, o Bordoeux'a ulaşan orduyu ve kuşatmanın sonucunu düşünüyordu...

-BÖLÜM SONU-

Arkadaş lütfen bir yorumu esirgemeyin  sekil* hatalarımı açıkça söyleyin, alınmam  tbr*
« Son Düzenleme: 12 Temmuz 2011, 14:51:22 Gönderen: Belirsiz »