Oyun dünyasındaki gelişmeleri Oyun Fest'ten takip edin.
İncelemeler, haberler ve özel içerikleriyle yükselen değer Oyun Fest sizleri bekliyor.

Konu: Osmanlıda Kardeş Katli'nin Amacı  (Okunma sayısı 2263 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı cimbomluakif

  • -Ours is the Fury-
  • *
  • *
  • İleti: 7954
  • Yenilmekten korkanın hezimeti garantidir.
  • Ödül Sistemi v3 Ailesinin büyümesine yardımcı olanlara verilir.
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« : 16 Nisan 2012, 19:05:02 »
OSMANLI DA KARDEŞ KATLİ

Adı üzerinde, şah çocuklarıdır; tahta geçenine ak bahtlı, geçemeyenine kara bahtlı denir. Roma’yı yönetenlerin meşhur söylemidir: “Aut Caeser aut nihil (Ya Sezar olursun ya hiç)”. Saltanat veraseti meselesini ciddi olarak ele alan iki tarihçi vardır; biri Halil İnalcık hocadır, 1950’lerde kaleme alınan önemli bir makaledir. İkincisi Yılmaz Öztuna’dır; Osmanlı veraset sistemini bilhassa Fransa krallarınınkiyle mukayese eder. Bu tip analizlere ihtiyaç vardır.
Umumi hüküm; Osmanlı saltanatının tahta kimin geçeceği işini layıkıyla halledemediği yönündedir. Ettiğini zannettiği zamanda da tahta taze ve güçlü adaylardan çok ihtiyarlar geçmiştir. Çünkü 17’nci yüzyıldan itibaren ailenin en kıdemli erkeği tahta geçiyordu. Bu kıdem usulüne Avrupa’da “senioritas” denir. Öbür usule ise “ekber evlad” veya “primogenituras” denirdi.
Bu usul gerçekten de meydan muharebelerine sebep olmuştur. En beter örneği Cem Sultan ve
II. Bayezid arasındaki çatışmadır. Devlet ve hanedanın kabusudur ve iç savaşı önlemek için kardeş katli dahil her şey mubah görülmüş ve meydan muharebesini saray içi entrikalara çevirmek bir çözüm gibi algılanmıştır.



Cengiz Han’ın ve Timur’un imparatorlukları parçalandı


Her şeye rağmen Osmanlı saltanatının bütün İslam, Türk ve hatta doğu monarşilerine göre üstün bir tarafı vardır. Taht hak edenlere bırakıldı veya bırakılmadı ama mülkün toprakları şehzadeler arasında taksim edilmedi. Cengiz Han imparatorluğu kendisinden sonra taksime uğradı; Timur’un muhteşem imparatorluğu çocukları arasında bölüşüldü, hatta Emevi imparatorluğu İspanya topraklarına ulaştığında hanedanın bir kısmı o bölgeyi kopardı.
Osmanlı ise ne parçalandı ne de hanedan izmihlale uğradı, altı buçuk asır başta kaldı. Osmanlı’yı ancak Birinci Büyük Savaş’taki yenilgi, modernleşen siyasi yapı ve cumhuriyetin ilanı sona erdirdi. Bu açıdan bir ortaçağ imparatorluğu modernleşti ve modern dünyanın şartları karşısında Avusturya-Macaristan ve Rusya gibi ortadan kalktı.
İlk dönemin şehzadeleri padişahın yanında idareye ve orduda komutaya katılarak yetişirlerdi. Bu kuralın ilk firesi, Savcı bey hadisesi ile I. Murad devrinde verildi. Baştutan oğul katledildi ve
bir daha da Rumeli tarafında hiçbir şehzadeye sancak idaresi teslim edilmedi. 17. asra kadar şehzadeler sancaklarda idare öğrendiler.
Feridun Emecen gibi hocaların tespitine göre idarede herhangi bir sancak beyi veya beylerbeyinden üstün tarafları yoktu.

Kardeş katli azaldı ama dünyayı hiç bilmeyen şehzadeler yetişti

Sancaklarına yanlarında analarıyla giderlerdi. Demek ki geleceğin valide sultanı dahi sancakta yetişirdi. Tek istisna Hürrem Sultan’dır. Sancak şehzadelerinin aralarındaki taht kavgası malum; bu tip eğilimleri en sert şekilde önleyen Yavuz Selim ve Kanuni Sultan Süleyman oldu. Nizam-ı devlet ve selamet-i millet için evlat ve torun katli dahi mubahtı. III. Murad’ın beş ve III. Mehmed’in 19 kardeşini katlinden sokaktaki insan dahi yaka silkti ve dedikodular peş peşine gitti.
Olumsuz havayı I. Ahmed sancak şehzadeliği sistemini kaldırarak önledi. Ne var ki, bu tarihten sonra da saraya kapanan, dünyayı bilmez şehzadeler yetişti. IV. Murad gibi okur yazar ve genç yaşta büyük bir mareşal olan “adem ejderhası”nın ortaya çıkışı gerçekten bir istisnadır. Kardeş katli azaldı, birkaç vaka ile sınırlı kaldı. Kuşkusuz II. Mehmed (Fatih) gibi bir Rönesans senyörünün ve entelektüelinin Osmanlı sarayında yetişmesi de artık hayal oldu.
Hanedan, milletinin yüzünü kızartacak bilgisizlikte değildi
Gene de her şehzade belirli bir zanaat ve marifet öğrenirdi. Bu hanedanın ortak vasfıydı; kimi hattat, kimi mücevherci hatta sikkekesen, şehzade Seyfullah Efendi gibi minare mahyacılığında üstat, II. Abdülhamid gibi marangozlukta sınıf üstü bir deha, III. Selim gibi bir kompozitör ve 1924 sonrası sürgün yıllarında orta Avrupa şehirlerinde geçimini kemanıyla sağlayan şehzedeler bu geleneğin ürünüdür. Bu yıl kaybettiğimiz hanedan reisi Osman Ertuğrul Efendi de mükemmel bir müzisyendi.
Tanzimat döneminden sonra şehzadeler yavaş yavaş Harbiye ve Galatasaray gibi okullarda okur oldular. Askerlik hanedanın soyunda vardı, I. Cihan Harbi’nde Neslişah Sultan’ın babası ve halife Abdülmecid’in oğlu şehzade Ömer Faruk Efendi müttefikimiz Almanya’nın emrinde Fransa’ya karşı Marne cephesinde savaştı. Prens olarak kayırıldığı için değil, gerçekten kahraman ve nitelikli komutanlara verilen Almanya’nın en üstün “karakartal” nişanı ile taltif edildi. Osman Fuat Efendi Süveyş cephesinde yararlılık gösterdi ve hava kuvvetlerimizin oluşumunda büyük katkısı oldu.
16’ncı ve 18’inci asırların Topkapı Sarayı’ndaki şehzadeler mektebi, 19’uncu ve 20’nci asırlarda yerini Harbiye’ye, Galatasaray’a ve hâtta Viyana’daki Theresianum’a terk etmiştir. Bütün şehzadeler Falih Rıfkı beyin hatıratındaki gibi değildi, bazıları çok iyi yetişmiştir. Ama bu, devleti zamanın rüzgârlarına karşı tutmaya yetmemiştir. Şu kadarını söyleyelim: Birçok şark ve hatta bazı Avrupa hanedanlarının aksine Osmanlı sarayı ve hanedanı yeryüzünde mensubu olduğu milletin yüzünü kızartacak bilgisizlikte ve dirayetsizlikte bir zümre değildi.


İlber Ortaylı
Milliyet 09 Ocak 2010





KARDEŞ KATLİ VE İMPARATORLUĞA GİDEN YOL





Kardeş katli, özellikle de küçük yaştaki şehzadelerin öldürülmesi bugün bize vahşet gibi geliyor. Ancak herşeyi dönemin şartları içerisinde değerlendirmek gerekir. Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan kardeş katli bütün Türk tarihinin meselesidir. Bunun temelinde de devlet başkanının seçiminde bir sistemin olmayışı, veliahtlık kurumunun oluşturulmayışı yatar. Günümüzün siyasi partilerinde bile bunun tesiri görülür. Siyasi partilerde de mevcut parti başkanından sonra yerine kimin geçeceği belli değildir. Bu durum Türk tarihindeki devlet başkanlığı geleneğiyle yakından alakalıdır.

Kardeş katlini ortadan kaldırmak için veraset sisteminin oluşturulması gerekliydi. Bu, uzun süre yapılamamış, ancak XVII.yüzyılın başlarından itibaren ekberriyyet, yani hanedanın en büyüğünün tahta geçmesi sağlanabilmiştir. Ancak şehzadelerin sarayda "şimşirlik" adı verilen dairede hapis tutulması olumsuz sonuçları da beraberinde getirmiştir. Hayatı ve devlet idaresini tanımadan sarayda hapis hayatı yaşayarak yetişen padişahların önemli bir kısmı silik şahsiyetler olmuşlardır.

Kardeş katlinin meşrulaştırılıp, şehzadelerin isyan etmeden öldürülmeleri, Osmanlılar'ı bütün Türk tarihi içerisinde farklı bir konuma taşımıştır. Bu sayede, önceki Türk devletinde olduğu gibi Osmanlılar'da bölünme yaşanmamıştır. Türk tarihi incelendiğinde devletlerin taht kavgaları sonucunda birçok parçaya ayrıldığı görülür. Birliğini sağlayıp, tek hükümdar otoritesini tesis eden Osmanlılar, bu sayede de Avrupa'ya karşı üstünlük kurmuşlardır. Olumsuz bir hadise, yani kardeş katli, 600 yıl devam edecek büyük bir imparatorluğun gerçekleşmesindeki en önemli köşe taşlarından birisidir.


Erhan Afyoncu
(Osmanlı'nın Hayaleti, Yeditepe Yayıncılık,
İstanbul, 2005, Sayfa: 198)





OSMANLIDA KARDEŞ KATLİ


Çok sorulan bir soru:

“Padişahlar, taht uğruna kardeşlerini, hatta oğullarını katlederler miydi?”
Cevap: Evet, ama taht uğruna değil, belki baht uğruna; devletin bekası için…

Olayı, alelade bir “katl” şeklinde mütalâa etmek son derece yanlış olur. Meseleyi değerlendirirken mutlak surette dönemin şartlarını, yönetim anlayışlarını, işin önünü ve sonunu hesaba katmak, muhtemel neticelerini düşünmek, buna bağlı olarak da şu soruyu sormak lâzım gelir: “Acaba devletin bekası mı mühimdir, yoksa bir şehzadenin hayatı mı?”

Hem devlet beka bulsun, hem de şehzadeler hayatta kalsın; elbette güzel olanı, ideal olanı budur. Fakat ideali bulmak her zaman mümkün olamamıştır. Ve devletin birliğine, bütünlüğüne şehzadeler kurban verilmiştir.

Tarafsız tarihçiler, şehzade katlinin bir gaddarlıktan değil, devletin bütünlüğünü her şeyin üstünde tutma zaruretinden gelen cebrî bir fedakârlıktan kaynaklandığı yolunda hüküm vermişlerdir.

Gerçekten de padişahları evlât ve kardeş katline sevk eden sebep ne şahsî kin duygusudur, ne de menfaat hissi… Bu fiiller tamamıyla din ve devlet kaygısından doğan hazin, hazin olduğu kadar da feci tedbirlerdir.

Zira günün birinde tahta geçmek üzere yetiştirilen her şehzadenin gönlünde padişahlık aslanı yatmaktadır. Devleti en iyi kendisinin idare edebileceği düşüncesi âdeta fikr-i sabit halinde kafalara yerleşmiştir.

Şehzadelerin böyle yetiştirilmesi ise ayrı bir zaruretin icabıdır. Bu düşünce gücüne güç katmakta, mücadele azmini bilemekte, kendine güven duygusunu kuvvetlendirmektedir.

Açıkçası, tahta geçemeyen her şehzade isyan etmeye, kargaşa çıkarmaya namzettir.

Ortada çok olumsuz örnekler de mevcuttur. Meselâ Sultan I. Murad’ın oğlu Savcı Bey, babasına karşı isyan etmiş (1385), Anadolu’da Timur istilâsıyla başlayan Fetret Devrinde (1402-1413) Yıldırım Bayezid’in evlâtları arasında baş gösteren mücadelede binlerce mazlumun kanı akmış, bu yüzden Bizans’a nice tavizler verilmiş, daha önce alınmış bazı topraklar iade edilmiştir.

Musa Çelebi bir ara İstanbul’u sıkı şekilde muhasara etmişken, kardeşinin (Mehmed Çelebi) ordusuyla üzerine gelmesi yüzünden mecburen muhasarayı kaldırmış, daha sonra Bizans’a âlet olan Yıldırım oğullarından Mustafa Bey (nam-ı diğer Düzmece Mustafa) isyanlarıyla devlet yeni bir fetretle yüz yüze gelmiş; nihayet Fatih’in babası II. Murad zamanında padişahın kardeşi Şehzade Mustafa (Düzmece Mustafa’dan ayırt edilebilmesi için tarihlerimiz bu şehzadeyi “Küçük Mustafa” olarak yazar.) Bizans, Germiyan ve Karaman kışkırtmaları sonucu ayaklanmış, bunun üzerine Sultan II. Murad tıpkı Musa Çelebi gibi, İstanbul muhasarasını kaldırarak küçük kardeşinin üstüne yürümek durumunda kalmıştır (1423).

Bundan sonraki isyan örnekleri ise sayılamayacak kadar çoktur. Şüphesiz her birinde devlet büyük yaralar almış, bir şehzadenin yerine binlerce insan ölmüştür.

Öte yandan evlâtlar arasında bölüştürülmüş imparatorlukların akıbeti de malûmdur. Bir Cengiz Han, bir Timur imparatorluklarının, kardeşler arasında bölüştürülmesi sonucu bir insan ömrü kadar bile hayatta kalamadıklarını herkes bilir.

Ama Osmanlı Devleti altı yüz küsur sene ayakta kalmış, bu sürenin en az dört yüz senesinde dünyanın hemen hemen üçte birine hükmetmiştir.

Fransız düşünürü Fernand Grenard’ın da dediği gibi, “Osmanlı Devleti, gücünü devamlılığından alır.”

Yani uzun soluklu oluşunu, hiç bölünmeden yürümesine borçludur. Yek vücut, imanlı bir kitlenin önünde, bölünmüş Avrupa ve saltanat ortakları arasında taksim edilmiş bir Bizans, elbette dize gelmeye mahkûmdu. Ve öyle oldu.

Osmanlı hanedanı ve devlet adamları, devletin bölünmez bir bütün olduğu gerçeğine gönülden bağlıydılar. Mülkü taksim teklifiyle kendisine elçi gönderen Cem Sultan’a, ağabeyi Sultan II. Bayezid’in verdiği cevap meşhurdur:

“Bu kişver-i Rûm bir ser-i pûşide-i arûs-i pûr namustur ki, iki dâmad hutbesine tâb götürmez” (Osmanlı Devleti öylesine namuslu bir gelindir ki, iki damat istemez).

Osmanlı hanedanı ve devlet adamları daima “birlik” şuuruna, “nizam-ı âlem” düşüncesine ve “Fitne katilden daha şiddetlidir” mealindeki İlâhî hükme inanıyorlardı.

Peygamber müjdesine mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmed, bir saltanat endişesi ve rakibi bulunmadığı hâlde, meşhur “Kanunnâme”sine malûm hükmü kovmuştur:

“Her kim neye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı âlem içün katletmek münasibdür. Ekser ulema dahi tecviz etmişdür, bununla âmil olalar.”

Ne yazık ki şartlanmış kafalara ve okul kitaplarına, bu sebep ve gerekçelerin hiçbiri girmemiştir. Olay öyle bir şekilde takdim edilmiştir ki, bundan, padişahların sadece kendilerini düşünerek, ikballeri uğruna oğullarını, yahut kardeşlerini öldürttükleri sonucu çıkmaktadır.

Oysa Yıldırım Bayezid, kardeşi Yakup Bey’in “tahtını tabuta” çevirmeseydi, devlet param parça olmaz mıydı?

Fatih, kardeşini sağ bıraksaydı, kardeşi zaman içinde isyan çıkartmaz mıydı (çünkü hep böyle gelişti), bu isyan sebebiyle acaba İstanbul fethi aksamaz mıydı?

Sultan II. Bayezid, Cem Sultan’in teklifini kabul edip devleti kardeşiyle bölüşseydi Yavuz ortaya çıkabilir, “Halife” olabilir miydi?

Ve Yavuz, üzerlerine gelen kardeşleri Ahmed ve Korkud’u bağışlasaydı, toparlanır toparlanmaz birleşip yeniden saldırmazlar mıydı? Bu da Yavuz Padişah’m en büyük ideali olan “İttihad-ı İslâm”ı (Müslümanların birliği) gerçekleştirmesini engellemez miydi?

Tabii Hilafet de Osmanlılara geçmezdi.

Nihayet şunu sormak lâzım: Cengiz Han, Timur Leng ve Hülâgü Han gibi cihangirlerin kurdukları devletler, neden acaba bir Osmanlı Devleti olamamış, yüzyıllar boyu yaşayamamıştır? (Tarihçiler bunun sebebi olarak, imparatorlukların oğullar arasında bölüşülmesini gösteriyorlar.)

Bunların üzerinde kafa yormadan, şartlan hiç nazara almadan, o günlerin devlet telâkkisini anlamaya çalışmadan masa başında hüküm vermek insafsızlıktır.

Olayı tarih, şartlar ve insaf ölçeğinde ortaya koyduktan sonra, hâl⠓günah” hükmü vermek de mümkündür. O takdirde günahların ve sevapların değerlendirileceği “Mahşer Günü” hatırlanmalı ve olay yargı merciine havale edilmelidir.

Osmanlı padişahları gerek yabancı, gerekse yerli yazarlar tarafından o kadar hırpalanmıştır, öylesine akla hayale sığmayan iftiralara maruz bırakılmıştır ki, mevcut bazı hata ve kusurlarından ziyade faziletlerinin üstünde durmak, neredeyse insanlık borcu hâline gelmiştir.

Eminiz hiçbir millet, kendi ecdadını böylesine hırpalamamıştır, tarihine böylesine yabancılaşmamıştır; kendi kokunu, kendi tırnaklarıyla böylesine duygusuz ve duygusuzca yolmamıştır.

Artık taşları yerli yerine koymak lâzım…

Sonuçta herkes Allah’a hesap verecek, herkes kendi günahlarının kefaretine katlanacaktır.


Yavuz Bahadıroğlu, Biz Osmanlıyız
« Son Düzenleme: 16 Nisan 2012, 19:12:39 Gönderen: cimbomluakif »

Bu Mesaj İçin cimbomluakif Kullanıcısına Teşekkür Edenler: Toplam (4 Kişi) kür-şad [ 2012-04-16 19:17:18 ] [Probang] [ 2012-04-16 19:46:49 ] Head Cook [ 2012-04-16 20:16:13 ] Ayna [ 2012-04-20 12:26:57 ] 

Çevrimdışı canalan450

  • *
  • İleti: 3936
  • Dostum , sokaklar bırak rape doysun
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #1 : 16 Nisan 2012, 19:08:23 »
 Güzel konu tebrik ediyorum bazı kendini bilmez adamlar Fatih Sultan Mehmeti kardeş katili biri olarak gösteriyordu bu konuya değinmen güzel olmuş  tbr*
Zed or feed

Bu Mesaj İçin canalan450 Kullanıcısına Teşekkür Edenler: Toplam (1 Kişi) cimbomluakif [ 2012-04-16 19:10:43 ] 

Çevrimdışı cimbomluakif

  • -Ours is the Fury-
  • *
  • *
  • İleti: 7954
  • Yenilmekten korkanın hezimeti garantidir.
  • Ödül Sistemi v3 Ailesinin büyümesine yardımcı olanlara verilir.
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #2 : 16 Nisan 2012, 19:12:13 »
EyvAllah kardeşim tebessum*

Çevrimdışı Hashasim the MERCİLESS

  • *
  • *
  • İleti: 5266
  • Yazcak bişey bulamadım.
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #3 : 16 Nisan 2012, 19:26:46 »
Güzel kardeşim zaten başka nedeni olamazdı. tbr*
...İZMİRSPOR...

Bu Mesaj İçin Hashasim the MERCİLESS Kullanıcısına Teşekkür Edenler: Toplam (1 Kişi) cimbomluakif [ 2012-04-16 19:27:32 ] 

Çevrimdışı cimbomluakif

  • -Ours is the Fury-
  • *
  • *
  • İleti: 7954
  • Yenilmekten korkanın hezimeti garantidir.
  • Ödül Sistemi v3 Ailesinin büyümesine yardımcı olanlara verilir.
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #4 : 16 Nisan 2012, 19:28:01 »
Teşekkür ederim kardeşim tebessum*

Çevrimdışı [Probang]

  • *
  • İleti: 218
  • 1881-193∞
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #5 : 16 Nisan 2012, 19:36:19 »
Farkındaysanız şuana kadar kurulan tüm Türk devletleri 100-200 yıl yaşadıktan sonra çöktü. O devletleri çökerten dış güçlerden çok iç çatışmalardı. Bu yöntem sayesinde bu ortadan kalktı. Bu yöntem şimdi ne kadar gaddarlık, cinayet gibi görülsede o döneme göre bu çok normal birşey olmakla beraber devlet herşeyden önemlidir sözünüde sağlamakta.
Teşşekürler yazı için  tbr*
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    
Mustafa Kemal Atatürk

Bu Mesaj İçin [Probang] Kullanıcısına Teşekkür Edenler: Toplam (1 Kişi) cimbomluakif [ 2012-04-16 19:40:31 ] 

Çevrimdışı cimbomluakif

  • -Ours is the Fury-
  • *
  • *
  • İleti: 7954
  • Yenilmekten korkanın hezimeti garantidir.
  • Ödül Sistemi v3 Ailesinin büyümesine yardımcı olanlara verilir.
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #6 : 16 Nisan 2012, 19:40:55 »
EyvAllah kardeş tebessum*

Bu Mesaj İçin cimbomluakif Kullanıcısına Teşekkür Edenler: Toplam (1 Kişi) [Probang] [ 2012-04-16 19:46:44 ] 

Çevrimdışı SunArmy

  • *
  • İleti: 1670
  • West Side!
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #7 : 16 Nisan 2012, 19:46:15 »
Kardeş katli kesinlikle yanlış birşey.Ne İslam'a uyar ne de insanlığa.

Çevrimdışı cimbomluakif

  • -Ours is the Fury-
  • *
  • *
  • İleti: 7954
  • Yenilmekten korkanın hezimeti garantidir.
  • Ödül Sistemi v3 Ailesinin büyümesine yardımcı olanlara verilir.
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #8 : 16 Nisan 2012, 19:49:30 »
Türkiyenin en iyi tarihçileri ispatlarla kardeş katlini açıklamış ve doğru bir olay olduğunu söylemiş tbr*

Çevrimdışı kür-şad

  • *
  • İleti: 496
  • Türkün en önemli vasfı teşkilatçılığıdır
    • Profili Görüntüle
    • Ödül Sistemi v3
« Yanıtla #9 : 16 Nisan 2012, 19:53:22 »
Böyle bir  konuyu ancak böyle toparlayıp anlatılabilirdi paylaşım için teşekkürler


"Ben can verebilirim. Milletim, dünya durdukça mücadeleye devam edecektir." (Altay kahramanı Osman Batur 1951.)

Bu Mesaj İçin kür-şad Kullanıcısına Teşekkür Edenler: Toplam (1 Kişi) cimbomluakif [ 2012-04-16 20:01:58 ] 


Oyun dünyasındaki gelişmeleri Oyun Fest'ten takip edin.
İncelemeler, haberler ve özel içerikleriyle yükselen değer Oyun Fest sizleri bekliyor.